|
|
MEVLANA, KİŞİSEL GELİŞİM VE LİFE SKİLLS COACHİNG |
Bu disiplinin ortaya çıktığı yer
Batı Medeniyeti. Bir bakıma zor zamanlarındalar. Hem medeniyetler
çatışması beklentisinden, hem de medeniyetlerin biraraya
gelmesinden dolayı farklılıklardan doğacak barıştan söz ediyorlar.
Kafaları karışık. Öyle bir medeniyet haline gelmişler ki: bozan da
onlar tamir etmeye kalkan da. Dünyaya egemenler ve dünyanın hali
ortada. Böylesi bir zaman diliminde Kişisel gelişim, nlp, yaşam
koçluğu ve daha bir sürü disiplinle karşı karşıyayız. Biz bu
yaklaşımların neresindeyiz?
Aralık ayı önemli bir zaman
dilimidir Ülkemizde özellikle Konya’da. Mevlana ayı. Yine bir
Aralık ayında kongre nedeniyle yurt dışındaydım. Benim ülkemden
çok sayıda doktor arkadaşımla bu türden disiplinlerin ele alındığı
bir toplantıydı bu. Toplantı süresince hep Mesnevi ve Mevlana’yı
düşündüm. Bizim bu tür disiplinlere zaten sahip olmamız bir yana,
bir de bunları Batı medeniyeti zarflarıyla paketleyip bize
sunmalarına ne demeli? Burada herhangi bir kesimi suçlamıyorum
kendimle yüzleşmemden söz ediyorum. Daha da kötüsünü söylemeliyim
size. Bu ülkede hem de en uzun üniversite tahsili yapmış
kişilerin, kendi insanımızın Mevlana’yı tanımayışı. Dilim
döndüğünce anlatmaya çalıştım.
Orada karar verdim bu kitabı
yazmaya. Düzgün olması için hayatın, bozmak şart değildi.
Bozanların sonradan unuttukları düzgünlüğü onlara tekrar
hatırlatmak gerektiğini düşündüm onları suçlamadan. Bir
yerlerimizde kalmış, bizlere de unutturulan tozlanmış
güzelliklerimizin tozlarını yeniden üfleyip sunmak istedim ihtiyaç
duyanlara.
Benim de hayatım bu zaman diliminde
başladı ve devam ediyor. Çok bunaldığım ve major denecek düzeyde
depresif olduğum zaman dilimlerinden birinde Dr M Scott Peck’in Az
Seçilen Yol (The Road Less Traveled) kitabı geçti bir gün elime.
Açıp okudum. Ve benim için başlangıç oldu okuduklarım. Kendisine
müteşekkirim. Ardından batılıların yazdığı diğer kitaplar. Tıp
fakültesinden mezun olmuş ardından da Fizyoloji A.B.D da doktora
eğitimimi tamamlamıştım. Hala hayatım istediğim gibi değildi. İş
ve ailevi sorunlarla boğuşuyordum. Biraz bulunduğum yerden
uzaklaşmayı düşündüm o günlerde ve askere gittim. Askerliğim bir
komando taburunda, dağlarda terörist avında geçiyordu. Güya
dinlenmek ve başımı dinlemek için gitmiştim Çoğu günler ve
gecelerde en az 2500 m yukarıdan bakardım yeryüzüne. Düşünmek için
çok zamanım oldu hayata dair o günlerde. Askerliğimin ortasında
birliğimiz farklı bir görevle Tokat’a taşındı. Burada da görev
aynıydı yine. Terörist kovalamak. Bir gün şehirde dolaşırken
arkadaşım bir kalem almak için kitapçıya girdi. Ben de ardından.
Hayatımın ikinci en önemli kitabıyla karşılaştım orada. Dr
Muhterem Ercan’ın Hipnoz Ve Hipnoterapi adlı kitabıydı bu.
Dikkatimi çekti. Uzandım ve aldım elime, sonra da satın aldım.
Hemen okudum ve hipnozla ilgilenmeye karar verdim. Muhterem bey’e
de müteşekkirim.
Asıl hayatımın en önemli üçüncü
kitabı Mesnevidir. Kişisel gelişim ve hipnoterapi alanında bayağı
iyi sayılabilecek duruma gelmiştim ki, Mesneviyle tanıştım.
Kronolojik olarak üçüncü sırada olmakla birlikte hayatıma etkisi
açısından artık ilk sırada. Hep ve daima başucu kitabım. Bununla
ilgili olarak şu an Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire
Başkanı Ercan Uslu ve S. Ü. Fars Dili Ve Edebiyatı Hocası Yakup
Şafak Hocamı da burada anmalıyım. SADAV(Sosyal Araştırmalar Ve
Dayanışma Vakfı) ın küçük bir odasında mütevazi bir toplulukla
başladık Mesnevi derslerine 3 yıl önce. O gün bugün devam
ediyoruz. Bir Konyalı olarak ne de geç kalmış hissettim kendimi
ilk derste. Ve her şey yeniden başladı o gün orada. Önce kendi
hayatım ve düşüncelerim değişmeye başladı, sonra etrafım,
ardından danışanlarım ve şimdi de siz. Şimdi özellikle o 3 yıl
öncesi başlayan yeni yolculuğuma sizleri de ortak etmek istiyorum.
Zor ve çetin gibi görünmekle birlikte göreceksiniz yol,
zevklerimizi yenileriyle değiştirecek.
Şimdi Scott Peck’le başlayan
serüvenimin bir yerlerindeyim. Madem kitaplar insan hayatında
bunca değişikliğe neden oluyor, ben de aynı yolu denemeliyim diye
düşündüm. Bir yerde okumuştum “yazı oka benzer yaydan fırlatıp
atarsın nerede duracağını kime değeceğini bilemezsin” mesajımın
ulaşacağı tüm hedeflere diyerek başlıyorum ben de yazmaya.
Yazılarımda kaynak Mevlana Celaleddin Rumi’nin eşsiz eseri Mesnevi
olacak. Ondan esinlenerek kendi birikimlerimi paylaşacağım
sizlerle. Bu manada bu satırları okuyan sizleri sonsuz saygıyla
selamlıyorum.
Kişisel Gelişim disiplinleri ve Psikoterapi anlamında Mesnevi’nin
eşsiz bir eser olduğunu burada vurgulamak istiyorum. Kişisel
Gelişimi: kendini tanıma, kendini disiplinize etme ve kendini
ifade etme olarak algılarsak, bu anlamda Mesnevi başlıbaşına yol
göstericidir. Mevlana Mesnevisinde öncelikle “Kendine doğru yola
çık” der. Nitekim Son Peygamber de “Kim kendini bilirse Rabbini
bilir” derken kendini tanımanın aslında Yaratıcı’yı tanımak
olduğunu vurgular. Mevlana da bu anlamda yolu özetler. Kendinden
geçen bir yol. Batılıların akıl yoluyla varmak istedikleri yol
için Mevlana “Bütün sanatlar, şüphe yok ki önce vahiyden
meydana gelir, fakat sonra akıl, onların üstüne bazı şeyler katar”
der. Vahiyden kopan hiçbir disipline yol vermez. Sonra yaşam
koçluğu anlamında “Bu rebabın sesi neler söylüyor, bilir
misin? Arkamdan gel de yolu öğren .”
derken Koç arıyorsan
önce Peygamberlerden başlayıp sonra da onların varislerini
aramalısın der. Yolun çetin olduğunu ve mutlaka kılavuz
gerektiğini. Böylece Yaşam Koçluğunu yüzyıllarca önce ilan
etmiştir Mevlanamız “Bildiğin ve defalarca gittiğin yolda
bile kılavuz olmazsa şaşırırsın.Kendine gel! Hiç görmediğin o yola
yalnız gitme, sakın yol göstericiden baş çevirme”.der.
Koçun seçiminden yolun çetinliğine, mahiyetine, yönüne, zorluk ve
çeldiricilere kadar tüm unsurlara işaret eder. Ve bu yolda
enerjimizin yakıtımızın da aşk olması gerektiğini söyler. Ve
gerçekten de bir Koça ya da Mürşide ihtiyaç olduğunu kesin beyan
eder “Şu zamânede tek ve eşsiz bir insan olmak, yahut din
yolunda olgunlaşmak istersen, bunu erenler meclisinden başka yerde
arama. Erkekçe yaşamak istersen, olgun bir Hak erinin çevresinde
dolan”
Madem artık Batı sistematiğine göre düşünüyoruz, madem
kaybettiğimizi orada arıyoruz, kendi değerlerimizi sistematize
etmek ve barışa katkıda bulunmak adına seçeneklerimizi yeniden
gözden geçirmek durumundayız. Bu başlangıç cümlelerindeki son
sözlerimi yine Mevlana’dan seçmek istiyorum.
“Hak’tan
baş çektin gittin amma bir yol bulabildin mi hiç? Yola gel, sersemce
kaybolup gitme.
Yol uzun; tez o uzun
yola at sürelim, gece alanında yol alalım.
Burada eğleşmek, ham
adamın işi; geldiğim yer neresi? Orasının yolunu tutayım da
gideyim ben.
Bu rebabın sesi
neler söylüyor, bilir misin? Arkamdan gel de yolu öğren
diyor.
Dr. Faik
Özdengül |
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|